Friday, June 24, 2016

Within Examples

Within
zarf

1. içeride; içeriye:

They painted the house within and without.
Evin hem içerisini, hem dışarısını boyadılar.

Inquire within.
İçeriye müracaat edin.

2. içinde; içinden:

He was calm without but cursing within.
Dıştan sakin görünüyordu, fakat içinden küfrediyordu.

edat

1. (belirli bir zaman) içinde:

They'll be here within an hour.
Bir saat içinde burada olacaklar.

2. (belirli bir mesafe) yakınlıkta, içinde:

We're within a kilometer of the river.
Nehre bir kilometre yakınlıktayız.

3. (belirli sınırlar veya belirli bir bünye) içinde:

You have to work within these conditions.
Bu şartlar içinde çalışmaya mecbursun.

They don't live within their income.
Gelirleriyle orantılı bir şekilde yaşamıyorlar.

It's like an empire within an empire.
İmparatorluk içinde bir imparatorluğa benziyor.

No comments:

Post a Comment

My Story (when I was a teenage)

Ben Trabzonda hayata Merhaba dedim. Bir Cuma günüydü. Kardeşlerim arasında sadece ben hastanede doğdum. Okul biraz uzaktaydı. Ormanın içinde...